ROCKDAYS ANA SAYFA » FORUM
» FELSEFE »
Konu Başlığı: Eınstein`in Beyni
|
| 10.07.2009 10:00:43
|
piyanist
|
| Mesaj :101 |
|
| Yaş :22 |
| Çevrimdışı |
|
|
20. YÜZYILIN BİLİM ADAMI EINSTEIN`IN BEYNİ 240 PARÇAYA BÖLÜNEREK İNCELENDİ.
20.yüzyılın
odamı Albert Einstein`nin 40 yıldır kavanozda bekleyen beyni üzerinde
yapılan bir araştırma, Einstein`nin beyninin bir bölümünün anormal
geliştiğini gösterdi. Einstein sağlığında beyin üzerinde çalışmalar
yapıyordu ve bir biyografisinde ölümünden sonra kendi beyninin de
incelenmesini istediğini yazmıştı. Ama şüphesiz beyninin başına ne
geleceği aklının ucundan bile geçmemiştir. Einstein öldüğünde otopsiyi
yapan doktor Thomas Harvey, bu sırada beyni yerinden çıkardı ve bir
kavanozun içine koydu. Dr. Harvey beyni incelemek için Einstein`in
ailesinden önceden izin almıştı. Harvey beyni 240 parçaya bölerek incelemeler yaptı. Fakat bu incelemeleri hiçbir yerde yayınlamadı.
Harvey 1996`da Amerikan McMaster üniversitesine gidip
araştırmacıların Einstein`ın beynini incelemek isteyip
istemeyeceklerini sordu. Bu araştırmacılar Harvey`i kesinlikle daha
önceden tanımıyorlardı. Araştırma ekibinin başkanı Sandra F. Witelson,
Harvey`in Einstein`a otopsi yapan patolog olduğunu öğrendiğinde
teklifini hemen kabul etti. Harvey beynin birkaç parçasını bu
araştırmacılara verdi.
Einstein`ın beyni McMaster üniversitenin beyin bankasındaki beyinlerle kıyaslandı.
Araştırma sonuçlarında Einstein`m beyninde beynin çalışmasını sağlayan
oligopdendroglia`nın daha çok bulunduğu tesbit edildi. Einstein`ın
beyninde bulunan normalden farklı özellikler onun neden üstün bir fizik
bilgini olduğunu açıklıyor. Einsteüin`in beyninin alt parietal bölgesi
normal bir beyinden %l 5 oranında daha geniş. Bu genişliğin sebebi
parietal bölgedeki bir yarığın beynin normalden farklı şekilde
oluşmasını sağlaması. Bu sayede beyin hücreleri ve nöronlar
birbirleriyle daha iyi bağlantı kurabiliyor ve daha kolay beraber
çalışabiliyor. Bulguların Einstein`in neden bir matematik dehası
olduğunu açıkladığını düşünüyorlar; zira Einstein`ın beyni genel
olarak diğer beyinlere benziyorsa da, beynin matematiksel düşünce ve
boyutlu, hareketli düşünebilme yeteneğinin kontrol edildiği merkez
Einstein`da normal beyinlere göre çok daha büyük, ingiliz bilim
yayın organı The Lancet`a konuşan, araştırma heyetinin başkanı Prof
Sandra VVitelson, "Einstein`ın beyninde tesbit ettiğimiz sıradışı
anatomi onun nasıl farklı düşünebildiğini açıklıyor.
Einstein kendi bilimsel düşünme sistemini `Kelimelerin pek bir fonksiyonu yoktur" sözleriyle anlatırdı.
O, kelimeler yerine görsel boyutla ilgiliydi ve şekillerle düşünürdü"
diyor. Einstein`ın beyni 35 erkek ve 56 kadınınkiyle kıyaslandı. Bu
insanların ortalama zekâ seviyesi M 5. Bu beyinlerin sahipleri arasında
şarkıcılar, mimarlar ve işçiler gibi değişik gruplardan insanlar var.
Einstein`ın beyninde parietal bölgedeki farktan başka herhangi bir fark
yok. Einstein`ın beyni diğer beyinlerle kıyaslandığında aynı ağır/ıkta.
Aşağıdan yukarı ve önden arkaya ölçüldüğünde de hiçbir fark yok.
Wiltelson araştırma sonuçlarında zeki olmak için büyük bir beyne gerek
olamadığının ortaya çıktığını söylüyor. Araştırmalarda Einstein`ın çok
üst bir zekâya sahip olmasının 2 sebebi olduğu belirtiyor: Einstein`ın
beyninin aşağı bölgelerinin %15 oranında daha geniş olması ve Sylvian
çatlağı denilen yarığın daha az olması. Sylvian çatlağı beynin yanında
bulunuyor, doğuştan geliyor ve gelişimle değişmiyor. Einstein
küçükken kafası doğumdan hemen sonra biçimsiz olduğu ve konuşması geç
geliştiği için annesini çok endişelendirmiş. 3 yaşında konuşmaya
başlamış ve bu yaştan sonra da konuşma zorlukları çekmiş.
Dr. Witelson, Einstein`ın beynindeki farklılığın nereden
kaynaklandığını bilmemekle birlikte genetik olduğuna inanıyor. Beyni
araştırmalar için McMaster Üniversitesi`ne götüren Dr. Harvey`in
özellikle McMaster üniversitesini seçmesinin sebebiyse araştırma
ekibinin başkanı Dr. Witelson`ın 1982`de oluşturmaya başladığı beyin
bankası. McMaster Ûniversitesi`nin beyin bankasında bulunan beyinlerin
sahipleri ölmeden önce tam amlamıyla bir zekâ ve yetenek testinden
geçirilmiş ve yaşlara göre kategorize edilmiş oluyor.
|
|
10.07.2009 10:12:12
|
rock_esy
|
| Mesaj :153 |
|
| Yaş :21 |
| Çevrimdışı |
|
Çok şey bilmek çoğu zaman insanı deli noktasına getirebilir. Ve bu onlar içi doğdukları andan beri büyükk bi mucizedir... Ve mucizelerin adamı Einstein için hiçç şaşırmadım beyninin farklı yapıda olmasına!
|
|
23.10.2009 12:25:50
|
nostalgiaplatz_
|
| Mesaj :719 |
|
| Yaş :20 |
| Çevrimdışı |
|
Bu 360 derece dönüşe benzer...0 ve 360 aynı yerdedir...
|
|
25.10.2009 11:36:40
|
clandromeda
|
| Mesaj :468 |
|
| Yaş :22 |
| Çevrimdışı |
|
tıp ne ilginç şey, aa nasıl çalışıyor diye içini açıp bakıyorlar.. ben aynşıtayn amcanın beyninde daha fazla kıvrım olduğunu biliyordum burada bazı bölgelerinin daha çok geliştiğinden bahsediliyor . sonuçta daha fazla bilgiyi depolayabilecek ve bunu diğer insanlardan daha hızlı ve daha pratik kullanabilecek bir yapıda ,kimyasını bilemem.tek farkı bizden bikaç adım önde olması sanırım.. eğer zeki olmak için kocaman bir beyne sahip olmak gerekmiyorsa uzaylıların tipiyle ilgili herşey yanlış arkadaşlar kandırıldık .
|
|
20.04.2010 11:40:16
|
Kemanci
| YASAKLI ÜYE |
| Mesaj :34 |
|
| Yaş :70 |
| Çevrimdışı |
|
Bir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu sorar; Var olan her
şeyi Tanrı mı yarattı?
Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.- Evet her şeyi Tanrı
yarattı! Kaynak:
Bydigi Forum http://www.bydigi.net/felsefi-konular/368720-seytan-icin-ilginc-bir-yaklasim.html#post2519940
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine "evet efendim" diye
yanıtlar.
Profesör devam eder;
- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan varolduğuna göre şeytanı da
Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız "Kesinleştirme"
prensibine göre de Tanrı şeytandır.
Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör
ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı`nın içindeki kaderin bir efsane
olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.
Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve - Bir soru sorabilir miyim
profesör? der. Profesör de sorabileceğini söyler. Öğrenci ayağa kalkar
ve "Soğuk var mıdır"? diye sorar.
Profesör;
- Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki vardır, diye yanıtlar. "Sen hiç
soğuktan üşümedin mi?
Öğrenci;
- Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur. Yaşamda realitede biz
soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o
enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler.
Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç
olmadığı seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme
özellikleri bozulur ve değişir. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın
yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir
kelimedir, der ve devam eder,
- karanlık var mıdır?
Profesör ;
- Tabi ki vardır.
Öğrenci yanıtlar,
- Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü, karanlık da
yoktur.Yaşamda /realitede karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde
çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton`un
prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga
uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit
ışık ışını karanlık bir mekanı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani
karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekanın / uzayın ne kadar
karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz!
Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı
yer/mekan için kullanılan bir kelimedir. Son olarak öğrenci profesöre
gene sorar;
- Efendim şeytan var mıdır?
Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar;
- Tabi ki, açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde onu görürüz.
Şeytan /kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği
insaniyetsizliğinin bir örneğidir. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda,
şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de
değildir, der.
Öğrenci devam eder;
- Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak
tanrının yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın
tanrının yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir.
Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan / kötülük insanın tanrısal sevgiyi
yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen
sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen
karanlık gibidir. Profesör yerine oturur.
Genç öğrencinin adı ALBERT EINSTEIN`dır.
|
|
14.07.2010 05:13:14
|
gamzelim
|
| Mesaj :122 |
|
| Yaş :15 |
| Çevrimdışı |
|
| ALINTI: nostalgiaplatz_ tarafından yazıldı. | | Bu 360 derece dönüşe benzer...0 ve 360 aynı yerdedir... |
herşeyine katılıyorum çok güzel bir bakış açısı
|
|
12.08.2010 00:44:17
|
freedomXXL
| YASAKLI ÜYE |
| Mesaj :176 |
|
| Yaş :23 |
| Çevrimdışı |
|
hakkında konuştugumuz kişiyi ben peygamberim olarak görüyorum, dinimde fizik. o kişi nasıl bir kişi diyecekseniz, Albert Einstein a bir gün konferans çıkışı bir muhabir sormuş, bu kırılamayan teorileri hangi laboratuvar ortamında yaptınız, orayı görebilirmiyiz diye, Einstein cebinden çıkardığı kalemini masanın üzerine koyarak, işte bu benim laboratuvarım demiş. kısaca, o, Albert Einstein, bizden çok fazla ilerde, değişik bir insan, belki daha üstün bir yaratık..
|
|
|