i am awaiting the sunrise gün doğumunu bekliyorum
gazing modestly through the coldest morning gözlerimi diktim naifçe soğuk sabaha
once it came you lied bana söylediğin yalan
embracing us over autumn´s proud treetops kucaklıyor bizi sonbaharın onurlu ağaçlarında
i stand motionless hareketsiz biçimde duruyorum
in a parade of falling rain yağan yağmurun görkeminin ortasında
you voice i cannot hear sesleniyorsun seni duyamıyorum
as i am falling again yeniden düşerken
devotion eludes sadakatten sıyrılıyor
and in sadness i lumber ve ben üzüntüyle öylece yürüyorum
in my own ashes i am standing without a soul kendi küllerimin içinde ruhsuz bir halde dikiliyorum
she wept and whispered: "i know..." o ise ağladı ve fısıldadı: "biliyorum..."
we walked into the night gecenin içine yürüdük
am i to bid you farewell? sana elveda mı diyorum?
why can`t you see that i try denediğimi neden göremiyorsun
when every tear i shed ne zaman gözlerimden yaşlar aksa
is for you ? senin için mi? |