| |
|
müzik, kültür, sanat, sohbet, eğlence, arkadaşlık, video, haber, resim, akor, müzik aletleri, şarkı sözleri, metal, rock |
|
|
|
|
|
|
| |
|
ÖLÜM KADAR SOĞUK I
Hiç ölmeyi diledin mi?
Ruhunun derinliklerinden gelen Toprağın çağrısını duyduğunda Hiç boyun eğmeyi istedin mi?
Aydınlık sabahları bırakıp Nemli odalarıma konuk edilmeyi bekledin mi? Karanlık ve küf kokusu içinde çürümeyi?
Hiç ölmeyi diledin mi?
Kendini terk edilmiş bir harabe gibi hissettiğinde Senin için açılmış kollarıma atılmayı Herşeyden çok istedin mi?
Seni yalnızlığa itenlerin gidişlerini izlerken Arkanda bir mezar taşından başka Hiçbir şey bırakmama fikrini sevdin mi?
Karanlık dehlizlerde gezinmeyi Kara toprağın ötesini Merak ettin mi?
Soruyorum Hiç ölmeyi diledin mi?
ÖLÜ KADAR SOLUK I
Soğuk, beyaz bir sisle sarıldın ebediyen Hüzünlü geçmişini mezardan geri getiren Gittiğin her yerde takip edecek seni Perdelerken artık camlaşmış gözlerini
Gördüğün kendi doğumun, beyaz örtünün kıvrılışını izlerken Yaşamın güçlü elleri hissettiğin, kurtulmak için çabalarken Seyret sonu kapkara gelen zamanın başlangıcını Nefretle çığlık atıp doğduğun güne lanet ederken
Ölen bir yıldız gibi soluk parıltılar yayarken Bak gökyüzündeki küreye, yolunu aydınlatmaya çalışırken Hatırla ilk gördüğünde küçük gözlerini nasıl acıttığını Güneşin ölümündeki yansımasına uzanırken
Aç ölü gözlerini önündeki karaltı dans ederken Umutlanma bir kabustan uyanmak için o senin adını fısıldarken Dokunmaya çalış hissettiğinde gözlerinin sana baktığını Her adımında senden daha da uzaklaşırken
13 çarpık silüet seni sessizce takip ederken Dönüp bak seni tekrar yakalamaya çalışırlarken Engellemeye çalış bir kez daha dökülen gözyaşlarını Hatırla duyduğun acıları, tuttuğun 13 yası düşünürken
İzle, önündeki kalabalık yavaşça cenazene eşlik ederken Cesedin seni yutmayı bekleyen mezarına taşınırken Kimse duyamaz artık o dünyaya ait olmayan çığlığını Bir gün buradan kurtularak geri dönmeyi umarken
Tek başına dolaşacaksın çorak toprakları ebediyen Ruhunun soluk kefeni seni sıkıca sarmışken Arama sonsuz yalnızlığını paylaşacak birisini Artık yakalayamazsın sisin içinde dans eden gölgeleri
ÖLÜ KADAR SOLUK II
Sonbahar yağmuruyla düştün kollarıma Kendi ellerinle son vermiştin hayatına Hatırlıyor musun?
Önünde uzanan küskün bir doğa Belki fısıldıyordur ağaçlar sana Sürükleniyorsun kurumuş yapraklar gibi Terk edilmiş patikalar boyunca
Zifiri karanlığın içinde ilerlerken göremeden hiçbir şeyi Korkuyorsun hissedince kuytulardan seni izleyen gözleri Buzdan rüzgarlar okşadıklarında titreyen ellerini Belki de yalvarıyorsun tekrar yaşamak için o son geceni
Şimdilik elveda Gelecek yüzyıllar içinde görüşeceğiz karanlıklarda
ÖLÜM KADAR SOĞUK II
Rüzgar yanında sürüklüyor gecenin sessizliğini Yavaşça bu karanlık mezarlığa süzülürken Kendini ölümlü gözlerden saklayıp Usulca sallıyor ağaçların kurumuş dallarını
Sadece o görüyor mezarları bekleyen lanetli gölgeleri Ölü bedenleri soğuk toprakta hapis tutarlarken Yaşlı, çarpık parmaklarını her yana uzatıp Sarıyor gökyüzüne uzanan kararmış mezar taşlarını
Bozmuyor toprağın üzerine çöken gece sessizliğini Gizlice mezarların içine süzülürken Toprağın ötesinde kendini ölü gözlerden saklayıp Usulca sallıyor ağaçların kurumuş dallarını
Umursamıyor bu çukurlarda titreyen gölgeleri Karanlığın içinde solmaya yüz tutarlarken Soğuk, çarpık parmaklarını gökyüzüne uzatıp Arkasında bırakıyor sonsuz acının mezar taşlarını
ÖLÜ KADAR SOLUK IV
Uyan Ölüm dediğin karanlık uykundan
Topraktan duvarları yoklayarak ilerlerken Bu labirentin dar koridorlarında ara ışığı İleri uzattığın titreyen elini bile göremezken Hayal bile etme buradan kaçtığını
Sivri taşlar çıplak ayaklarına batarken Hızlandır çarpılmış adımlarını Yankılanan iniltiler kulaklarını doldururken Bulmaya çalış aydınlığa açılan kapıları
Dinle Ulumaya başladığında rüzgar toprağın derinliklerinde
Sarınacağın bir kefenin bile yokken Hissetmeye çalışma sıcak güneş ışığını Ölü nefesin bile havada donarken Düşünme yaşamın seni bir zamanlar saran sıcaklığını
Mezarını ziyarete gelenlere ulaşmayacağını bilirken Çırpınma duyurmak için umutsuz çığlığını Hala hayatta olduğunu düşünürken Yaşıyorsun ebedi uyku dediğin gerçek yaratılışını
ÖLÜ KADAR SOLUK V
Unutuldun binlerce yıllık toprağın altında Çöken sisin ebediyen sakladığı soğuk günbatımlarında Göremediğin güneşin altında Terk edildin ölmeden atıldığın bu karanlık çukurda
Bir ışık bekledin gözlerine dolacak Uğursuz mezar toprağı üzerinden kalkınca Parlayan bir güneş doğacaktı ufukta Ya da serin bir yağmur puslu bir kış akşamında
Unutuldun kimsenin hatırlamayacağı mezarında Solan çiçeklerin yanında yattığı toprakta Göremediğin güneşin altında Terk edildin ölmeden yatırıldığın bu son uykuda
ÖLÜ KADAR SOLUK VI
Boğucu karanlıkta dolaşan gece körelttiğinde gözlerini Umutsuzca anlamaya çalıştın rüzgarın ne taraftan estiğini Ruhunun derinliklerinde hissediyordun soğuk kar tanelerini Ama takip ettin ağaçların yolu gösteren seslerini Diriltemezdin zaten sarsarak mezarına konulmuş cesedini Ay ışığını gizleyen bulutlar ölümle örttüğünde üzerini
Hatırlayamadın hayatının hızla geçen günlerini Unutulmuş anılar çürütürken katılaşmış bedenini Zamanın olmadığını göreceksin, kışın hiç bitmediğini Umut etme hızla akıp seni ışığa götüreceğini Renksiz kar manzaralarına artık biliyorsun gömüleceğini
Yalnız kaldın sonunda bilemeden nereye gideceğini Otur ve dinle rüzgarın çığlıklar atarak haber verişini Karanlık ölümünün ötesindeki sonsuzluğun gelişini
ÖLÜM KADAR SOĞUK III
Gözlerden uzak yalnız bir köşedeyim ben Unutulup gidecek belki yıllar sonra Toprağım ben seni saracak Bir gün elbet geleceksin yanıma
Rüzgarın fısıltısı var burada Ve kuru otların hışırdaması Yalnız mezar taşlarıyla Ölü meleklerin ağıtları
Ama huzuru bulamazsın benim olduğum yerde Işığın asla ulaşamadığı karanlıklar içinde
Gecenin sessizliğinde Gökyüzüne bakarken Hiç ölmeyi diledin mi?
|
Gönderen : dark-princess |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
müzik, kültür, sanat, sohbet, eğlence, arkadaşlık, video, haber, resim, akor, müzik aletleri, şarkı sözleri, metal, rock
|
|
|
|