|
Açığa vuruşlar
Sen dünyanın Tanrısı ve sunağı
Bize eğil ve ağlamamızı duy
Maddiyat düşkünü yöneticilerimiz bocalıyor
İnsanlarımız gayesiz yaşıyor ve ölüyorlar
Altın duvarlarda gömülüyoruz
Aşağılamanın kılıçları bizi bölüyor
Üstümüzdeki gökgürültüsünü almadın
Ama onurumuzu alıp götürüyorsun
Sadece bu kara cehennemde bir bebek
Böyle biryer için hiçbir neden yoktu
Duvarları soğuk ve ruhlar acı içinde haykırıyorlardı
Cahil bir insanın gitmesi için kolay bir yön
Bilmişlik taslayan akılsızlar için zeki bir yol
Asılan adamın sırrı, dudaklarındaki gülümseme
Kamaştıran ışıkta göreceksin ki
Sırtımdan zehir damlıyor
Nil`in gözleri açılacak göreceksin
O bana yılan öpüşmeleriyle geldi
Dudaklarında güneş gülünün gözleriyle
Döktüğüm gümüş gözyaşlarını ayışığı yakaladı
Sonunda biz karanlığın kucağına yattık
Ve o kutsal yere tohum ekildi
Ve ben izledim ve şafağı bekledim
Birbirimize kenetlenelim
Tutuşmuş umutlarımız rahata kavuşsun
Fırtınalı ya da kapalı olmayan havada
Birbirimizi çoşturacağız göreceksin
Gözlerini kapama vaktin geldi
Ve hala rüzgar ve yağmur olsa bile
Başta olacak o kişi
Yüzüğün bekçisi
O sensin |