| |
|
müzik, kültür, sanat, sohbet, eğlence, arkadaşlık, video, haber, resim, akor, müzik aletleri, şarkı sözleri, metal, rock |
|
|
|
|
|
|
| |
|
KARA DOĞA
Bir uluma yankılanıyor yüksek koruluklarda Kar beyazı dağların ötesinde çürüyüp gidiyor Kirlenmiş kanım yerdeki buzun üstünde Gölgeler gece çığlıklarıyla toprağın üzerinde geziniyor
Toprağın üzerinde geziniyor...
Dolunay yavaşça gökyüzüne tırmanıp Ormanı ve karanlık vadiyi izliyor Sisli gözler parlıyor ve kara gölgeler canlanıyor Çürümüş eller soğuk mezarımı kazıyor
Soğuk mezarımı kazıyor...
Sakin görünen orman uzanıyor Mistik bir dansın güzel ezgisi duyuluyor Ayışığı kefenleri kirlenmiş Siyah bulutlarla büyülenince
Ağaçlar arasında bir ceset, yalnız bir cenaze Duyuyor hastalıklı çığlıkları Acı dolu sözleri yankılanıyor korulukta Kara doğanın artık insan olmayan bekçilerinin
Gizlenmiş gölgelerin lanetli ruhları Süzülürler gecenin içinde Mezardan gelenlerin uğursuz bakışları arasında Silüetler geri dönerler bin asırlık uykularından uyanınca
Bin asırlık uykularından uyanınca…
Ormandaki boş karanlık sonsuz gibi Baykuşlar bile huzursuz şimdi Çanın sesi heryeri doldurunca Cennetin hiçbir ışığı aydınlatmaz bu ormanı
Bir uluma yankılanıyor yüksek koruluklarda Kar beyazı dağların ötesinden bir demet ışık geliyor Ölü bir şafak çöküyor ormanın üzerine Kara doğa gölgelere çekiliyor...
CENAZE
Ay görününce ağaçların üzerinde Hatırladım gecenin kulağıma fısıldadığını Ölümün sesiyle sonsuz yalnızlığını Geçmişe veda ederken...
Rüzgarın uğultusu eşlik etti Yaşlı ağaçların umursamayan sessizliğine Toprak çağırıyordu beni Kendi cenazem için mezar kazarken...
Yağmur bulutları örttü siyah gökyüzünü Kurumuş ağaçların arasından Soğuk damlalar düştü kazdığım çukura Kendi cenazemde tabutumu sürüklerken...
Rüzgarlar esip dondurdu solan doğayı Ebedi uykuma yattığım o sonbahar günü Dökülen sararmış yaprakları gördüm Kendi cenaze çiçeklerimi koklarken...
Ölüm aldı güneşin sıcaklığını Mezarımda buzlu rüzgarlar esmeye başladı Geceyle çöktü soğuk bir hüzün Kendi cenazemde yas tutarken...
Ölü bedenler canlanıp ağladılar sanki Soğuk bedenimi toprağa gömerken...
Ay batınca ağaçların üzerinden Donmuş yıldızların saklandığı gökyüzünü Hala seyreden gözlerimi gördüm Kendi cenazemde unutulmuşken...
SİNSİ KARANLIK Boş mezarlar gece havasını soluyor Fırtına karanlığı yararken Ay tepeler üzerinden geçip uzaklaşıyor
Ruhlar fısıldıyor...
Geceyarısını karanlıkta karşılıyorum Sabahın ilk ışıklarını beklerken Ama güneş doğmuyor
Ruhlar fısıldıyor...
Kalbime karlar yağıyor Sonbahar yaprakları çürürken Ölü bir rüzgar esiyor Ben sonsuzluğun içinde erirken
Karanlığı hissederdim Gelip beni sardığında Artık çürüyen vücudum Toprakta soğuduğunda Ayazı hissederdim Kara bulutlar toplandığında Soğuk bir yağmur Mezarımı ıslattığında
Sinsi karanlık...
KARANLIĞIN İLAHİLERİ
Yalnızlık dolanır mezarımın kuytu köşelerinde Ayışığı dans eder yıldızsız kalmış geceyle Uyanmaya korkan şafağın soluk derinliklerinde
Bir kış sabahı kar bütün anıları örttüğünde Bulutlar güneşi gökyüzüne gömdüğünde Rüzgarlar bile bulamaz huzuru hiçbir yerde
Ölülerin özlediği şafak geri dönmediğinde Yas tutanlar onların acılarını görmediğinde Sadece yalnızlık hatırlanır ölümlerin yıldönümlerinde
Hüzün vardır uzak diyarların gecelerinde Acı dolu çığlıklar yükselir karanlığın içinde Ama artık geri dönemez ruhlar, hapsolmuşlardır kabirlerinde
Karanlık beni sarıp kefenimi giydirdiğinde Ölüm örttüğünde üzerimi ipekten peleriniyle Hüzün ve gözyaşından başka birşey kalmadı geride
Ağlamaklı çığlıkları duydum kendi mezarımda bile Dışarı çıkmak isteyenler bir yandan toprağı ittirdikçe Kurtlar bedenlerle ziyafet çekmeye gelince
Kabusların gecelerden taşıp sabahlara girdiğinde Karanlığın ilahileri saracak seni uyuduğun yerde Çıkış yolu kalmayacak kötü ruhlar etrafını çevirdiğinde
Bir demet ışık da sana huzur vermeyecek cennette olsan bile...
DERİNLERDE
Zamanla tozlanmış bir tabutta kapalıyım Zayıf ve yaşlıyım ölü uykumdan uyanırken Karların altında donmuş bir vücut Cadıların küllerinde gömülüyüm, derinlerde...
Ruhum yanıyor Bedenim çürüyor Bir ruh dolusu cehennem aleviyle Geleceğim
Görebiliyorum, kapkara bir ışık Aydınlatıyor lanetlenmiş mezarımı Küller uçuşuyor, gözlerimi açıyorum Cadıların küllerinde yanıyorum, derinlerde...
Günbatımını bekliyorum...
KEFEN Yatıyorum kara kefenime bürünmüş Uykumda meleklerin ağlayışını duyuyorum Ay mezarımı aydınlatır mı Ya da güneş ısıtır mı bilmiyorum
Karanlık kefenin içinde Kapkara mevsimler geçiyor Uyanmak istiyorum Kefenimin içinde son bir defa
Herşey... Herşey gitti Herşey kayıp Ebedi uykumun Henüz ilk asırlarında
KARANLIK SULAR
Uçurumun sonundaki karanlık sular Benim tek manzaram onlar Ve ölü çocukların üzerinde şarkı söylediği Yosun tutmuş şu karanlık kayalıklar
Geçmişin anıları terk etmişti beni O karanlık sabaha son defa uyandığımda Etrafımdaki ruhlar terk etti beni Veda ettiğimde gümüş renkli aya
Yeni bir gün doğmayacak artık benim için Ay ışığının elini tutup gölgeleri aydınlatmayacağım Hiç kimse ağlamayacak benim için Tek başıma başka bir diyarda hapis olacağım
Uçurumun sonundaki karanlık sular Artık benim kara toprağım olmalılar...
EBEDİ YALNIZLIK Bir günbatımında oturmuş Kurumuş ağaçları seyrediyorum Hüzün dolu kalbim kararmış Aysız geceler gibi
Dolanıyorum korularda Herşeyi unutmak için Yokolup gitmiş ve Geri dönmeyecek herşeyi
Umutsuzluk içinde Ağlar gibiyim Ebedi yalnızlığımın Batan son güneşini izlerken...
|
Gönderen : dark-princess |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
müzik, kültür, sanat, sohbet, eğlence, arkadaşlık, video, haber, resim, akor, müzik aletleri, şarkı sözleri, metal, rock
|
|
|
|