rockdays
login ust
space
Üye girişi
üye ol »
şifremi unuttum

Arşiv

 Grup sanatçı biyografi
 Şarkı sözleri
 Şarkı sözü çevirileri
 Gitar tabları
 Wallpaper | Resim
 Video
 Müzik türleri
Kategori Baslik

İstatistikler

Kategori Baslik

Çevrimiçi üyeler

seddas
darktranquillit
BLaCK_SaTaN
ecece
weLLbred
pritanian
borntorun
hsn01
sessizvadi
miyako
tamagra
Bleeds
wonderfulll
zahir
Caesar
meshale
bebeko
Elros_Ancalime
kataklysm
eser07
» Tüm çevrimiçi üyeler
Kategori Baslik


 
Anasayfa Haberler Arşiv İlanlar Mekanlar Üyeler Grup siteleri Forumlar
ana sayfa yap favorilere ekle iletişim
 
 Arşiv
 
    helloween Biyografi
 
 
Şarkı sözleri Şarkı sözü çevirileri Gitar Tabları Resimler Videolar
 
“Power Metal”in öncülerinden ve günümüzdeki en büyük isimlerinden biri olan Helloween’in kuruluşu 70’li yılların sonlarına dayanır. 1979’da müziksever iki arkadaş, Kai Hansen ve Piet Sielck birlikte müzik yapmaya başlarlar, birlikteliklerine de Gentry ismini verirler.

Uzun süre dikiş tutturamazlar, aradıkları elemanları bulamazlar, sonunda grubun adı “Ironfist”, basçısı Markus Grosskopf, davulcusu ise Ingo Schwichtenberg olur. Ardından efsanevi gitarist Michael Weikath’ın grubu "Powerfool"dan ayrılıp “Ironfist”e katılımıyla çekirdek kadro kurulur.

Bu kadro iki parçayla 1984 yılında Death Metal adlı bir toplama albümünde yer alır. Kariyerlerine death metalde başlayan grupta daha pek çok değişiklik olacaktır…

1985 yılında ise ilk EP Helloween `i ve ilk albümleri Walls of Jericho `yu yayınlanır. Walls of Jericho isimli albümden belki amatörlük akmaktadır ama insanlar bu grubun potansiyelini farketmişlerdir. Çok geçmeden birkaç plak şirketinden teklif alırlar. Walls of Jericho albümü, Helloween’in şu anki müziğiyle kıyaslandığında çok basit kalıyor ama Kai’nin o zaman bile muhteşem olan gitar becerisi ve Ingo’nun tekniğiyle ortaya çok saf ve enerjik bir albüm çıkmıştır.

Bu albümde aynı zamanda vokalleri üstlenen Kai Hansen, özellikle konserlerde aynı anda vokal yapıp gitar çalmanın zorluğunu anlamış olacak ki, vokalist arayışlarına başlanır. Bulunan vokalistse, Helloween için büyük bir şanstır. Belki Dünya’nın en iyi metal vokalistlerinden biri olan Michael Kiske grubundan ayrılarak Helloween’e geçer.

Kiske’nin katılımıyla grupta kısa zamanda büyük değişiklikler olur. 1987’de Metal tarihinin de dönüm noktalarından sayılan “The Keeper of The Seven Keys Part:1” albümü çıkar. İki senede alınan yol ise inanılmazdır. Walls of Jericho `dan çok daha temiz, çok daha melodik ve profesyonel bir tarza kavuşmuştur grup. O kadar ki, geçen on sene içinde yaptıkları en kaliteli işin “The Keeper of The Seven Keys Part:1” albümleri olduğunu düşünüyor çoğu hayranı.

Kiske, gruba müzikal olarak büyük katkılar yapmıştır, daha sonra grubu dağılma noktasına getiren de odur fakat henüz birbirlerine çok bağlı yirmili yaşlarda beş müzisyendir onlar.

İsminden de anlaşılacağı “The Keeper of The Seven Keys Part:1” bir çifte albüm olarak düşünülmüştü, fakat henüz çok yeni olan bu gruba plak şirketi izin vermedi. Böylece “The Keeper of The Seven Keys Part:2”nin çıkması biraz gecikti. Grubun en iyi albümü kabul edilen ve Amerika dahil her yerde sesini duyuran bu albümün farkı neydi? Daha doğrusu Helloween’in farkı…

Helloween, hiçbir zaman çok sert ve sıkı bir metal grubu olmadı. Üstün müzik bilgisine ve kabiliyetine sahip iki gitaristleri vardı. Müzikleri bunların üzerine kuruldu. Onların birbiriyle uyum içindeki gitarları, Ingo’nun davulu ve Michael’ın eşine pek rastlanamayacak sesi, çok basitmiş gibi görünen fakat derin anlamlar içeren sözleri birleşince ortaya şimdiye kadar hiç denenmemiş bir tür ve görülmemiş nitelikte bir grup çıktı.

Keeper serileri, “A Tale That Wasn’t Right”, “Halloween”, “Keeper Of The Seven Keys”, “Future World”, “Dr.Stein”, “I’m Alive”, “I Want Out” gibi hitler çıkarır, özellikle “A Tale That Wasn’t Right” önemli bir yere sahiptir.

Halen pekçok grup kendine “Keeper:2” albümünü örnek almaktadır ve bu albüm hâlâ diğer albümlerinden çok satmaktadır. Helloween’ın metal dünyaına yeni bir tarz getirdiği “Keeper:2”den sonra farkedildi ancak. Çok taklidi, takipçisi çıktı. Helloween hayranı gruplar bir çok başarılara imza attılar. Bunların içinde en önemlisi sanırım “Blind Guardian”dır. “Blind Guardian”, ilk kayıtlarında ve albümlerinde tamamen Helloween’i taklit etmeye çalışmıştır. Hansi de bunu saklamıyor.

Michael Kiske, gruba kazandırdığı kadar şeyi de götürmüştür diyebiliriz. Aslında onun müzik zevki metal dışıydı. Biraz da bencil kişiliği, Kai Hansen’i kendi kurduğu gruptan ayırmıştır. Son olarak bir Live album çıkaran grup, (Live In The UK) uzun süreli sessiz bir döneme girmiştir. Zaten Kai olmadan grubun dağılacağı, ya da çok değişeceği söylenmektedir.

1991’de sessizlik bozulur, “Pink Bubbles Go Ape” albümü gelir. Üstüste üç mükemmel ve gittikçe gelişen albümden sonra tam bir hayal kırıklığıdı. Yeni gitarist Roland Grapow tepkiler alır, fakat sonradan herkes onun Kai kadar olmasa da çok yetenekli olduğunu anlayacaktır.

“Pink Bubbles Go Ape”, çok kötü değil gerçi ama Helloween’in o eski uyumu, hızlı soloları yok. Kiske grubu kendi müzikal zevkleriyle etkilemeye başlamış ve çok değişik etkilenimler seziliyor albümde. Tek kayda değer parça “The Chance” kabul edilir.

1993 yılında ise beterin beteri gelir. Chameleon, artık metalden tamamen uzak şeylere doğru ilerlenildiğini gösteriyordu. Yer yer blues, yer yer caz, yer yer de tanımlanamayacak müzikler, efektler kullanan grup, iyice köklerinden kopmak üzereydi. Albüm belki müzikal açıdan gayet iyiydi, ama hayranları, sevenleri metal dinlemek istiyordu topluluğun, ne de olsa grubun bir çizgisi oturmuştu.

Gerçi “Giants”, “Longing”, “I Believe” gibi muhteşem çalışmalar da barındırıyordu albüm ama genel hava “Keeper” serisinden çok çok uzaktı…

Bu başarısızlıkların üstüne grup ve fanlar tarafından istenmeyen adam ilan edilen Michael Kiske ayrılır. Çok iyi bir vokalist olmasına rağmen artık farklı birşeyler denemek istiyordu, bu ise Helloween’in sonu demekti. Ayrıldı demek yanlış oluyor bu yüzden, Weikath’ın onu resmen kovduğu biliniyor.

Bu bocalama döneminde “The Best, The Rest, The Rare” adlı bir toplama albüm çıkarılır, belki biraz zaman kazanmak, belki de eski hayranlara bir hediye amacıyla…

Yeni vokalist olarak, “Pink Cream 69” grubunun vokalisti Andi Deris seçilir. Tabii ki Kiske kadar yetenekli değildir, yadırganır, müzikle uyumsuz bir sesi olduğu söylenir. Yine de, Andi’li ilk albüm “Master Of The Rings”, tekrar eskiye dönüş sinyalleri vermektedir. İçinde “Where The Rain Grows”, “Why”, “In The Middle Of A Heartbeat” gibi klasikleri barındıran albüm yine de beklentileri karşılamaktan uzaktır.

Tam grup eski havasına kavuşacak derken davulcu Ingo bir trenin önüne atlayarak intihar eder. Yerine “Gamma Ray” grubundan Uli Kusch geçer. Ardından Helloween tarihinin en karamsar albümü gelir. “The Time of The Oath”… Albümle Helloween’in kesin dönüşünü müjdelenir. Çok büyük zorluklar atlatıldıktan sonra, böyle bir gruptan beklenmeyecek kadar melankolik ve karanlık bir albüm “The Time Of The Oath”.

Yine de, Andi’nin ilk albümdeki tecrübesizliğini yenmesi sayesinde, muhteşem bir çalışma çıkmıştır ortaya. “Time Of The Oath”, “Kings Will Be Kings”, “Forever and One” öne çıkan parçalardır.

Turlar da daha çok ilgi görmeye başlamıştır tekrar. Andi de samimiyeti sayesinde hayranlarca çok sevilir. Bu turlardan bir konser kaydı çıkar, “High Live” isminde. İki cd’den oluşan albüm bir konser albümünün nasıl olması gerektiği konusunda iyi bir örnektir.

Helloween, iki senelik bir aradan sonra tekrar stüdyoya girer. “Better Than Raw” isimli yeni albüm, “Keeper” tadında, biraz daha olgun ve sağlam yapısıyla büyük başarı kazanır. Her açıdan muhteşem olan bu albümde “Midnight Sun” Helloween elemanlarının da kabul ettiği şekilde, tarihlerinin en iyi parçasıdır. Ayrıca albümde pek çok deneysel öğe yer alır.

Kuruluşlarının onbeşinci yılını kutlamak amacıyla seçme şarkılardan oluşan bir albüm düşünülür. Ancak daha yenilikçi bir işe girişilir ve başka grupların parçalarını seslendirdikleri bir albümde karar kılınır: “Metal Jukebox”. Metal açısından bir şey beklenmemesi gereken albümde David Bowie’den ABBA’ya, Beatles’a çok çeşitli isimler var.

Grup 2000 yılında The Dark Ride albümünü, 2003 yılında Rabbit Don`t Come Easy albümünü, 2005 yılında Keeper of the Seven Keys - The Legacy albümünü, 2007 yılında Gambling with the Devil albümünü çıkarmıştır.
 
21.10.2006
 
İlanlar
meTaL grubumuz da calaca
metal grubumuzda caLacak basscı ve baterist arıyoruz arkadaşlar istanb
grubuma basscı arıyorummm
senfonık metal grubumuz ıcın basscı arıyorum erkek olması ve yaşının 2
bayandann kullanılmış tem
arkadalşlar bayan ya da erkek fark yapmaz:Dben bu yıl elektro gitar öğ
satılık pearl forum serie
18 x 22 Bass Davul 12 x 9 Rack Tom 13 x 10 Rack Tom 16 x 16 Floo
UniRock Fest. Kombineler
Istanbul ve Balıkesirde elden verilmek üzere satılan biletler 50TL`dir
Satılık Pentegram DVD`si
Arkadaşlar elimde Cenk Ünlü ve Murat İlkan imzalı dvd bulunmaktadır dv

Mekanlar
gerbera cafe
arkadaşlar buarada bildiğiniz rock,metal, topluluk yeri manisada adını
Cuba Bar
Latin müziğisevenler içinde bir kaç mekan önerelim; Dekorasyonundan
Victor Levi Şarap Evi
Şarap içmek istediğinizde gidilecek yerlerin başında gelir Victor Levi
Always Rock Bar
Müşteri memnuniyetini vizyon edinmiş olan barımız, merkezi ısıtma ve h
always
70`ler,80`ler,opeth,bide her cuma belli bir grup seciliyor klip ve kon

Grup siteleri

 AresT   13 Haziran 2009 Cumartesi
 MABET   07 Haziran 2009 Pazar
 ZANGIRTI   31 Mayıs 2009 Pazar
 MordoR   20 Mayıs 2009 Çarşamba
 NeWeRMoRe   14 Mayıs 2009 Perşembe
 MaNeVRa   16 Nisan 2009 Perşembe
 ISTANBULL   04 Mart 2009 Çarşamba
 Beton Army   23 Şubat 2009 Pazartesi
 Sentinus   21 Şubat 2009 Cumartesi
 Pegasus Sendrom   18 Şubat 2009 Çarşamba
Kategori Baslik